1. Düzgünlüğü bozulmak, üzerinde kırışık ve katlamalar olmak:(Daralmış, buruşmuş sof ceketi, uzamış sakalıyla işportacı Yahudilere dönmüş. -)R. N. Güntekin. 2. Ağızda kekrelik duymak. 3. [mec.] Tiksinmek, hoşlanmamak:(Gördüklerimden yalnız yüzüm değil, içim de buruşuyor. -)A. Gündüz.