1. Ateşi kuvvetlendirmek, alevlendirmek:(Şerefimize sobaya bir iki odunla bir kucak çalı atıp harlattılar. -)R. N. Güntekin. 2. [mec.] Coşkunluk vermek, canlandırmak:(Millî Mücadele'de aç ve çıplak insanlarımızın yüreğinde alevler harlatmak için tek bir kıvılcım yetmişti. -)A. Boysan.