[a.] 1. Son:(Ben nihayete doğru yanımdaki çocuğu dürterek kalktım. -)Ö. Seyfettin. 2. [zf.] Sonunda:(Nihayet duam kabul olundu, önümde hiçbir hicap kalmadı, hakikat bana olduğu gibi tecelli etti. -)N. F. Kısakürek. 3. [zf.] -den başka bir şey değil:(Ama bu, nihayet bir nüktedir. -)Y. Z. Ortaç.