1. Bir yüzeyi düzgün ve parlak duruma getirmek, parlamasını sağlamak:(Derdini anlayan birini bulmak sevinci küçük gözlerini parlatmıştı. -)H. E. Adıvar. 2. İçki içmek:(Piyaz, köfte, yarım şişeyi parlatayım, dedim. -)M. İzgü. 3. Güzel, etkili, alışılmamış söz söylemek.