[a.] 1. Birçok façetası olacak biçimde yontulmuş foyasız parlak elmas:(Onlara hakiki pırlanta diye geçirilmek istenen yalancı elmaslara bir kuyumcunun baktığı gibi bakmıştı. -)H. E. Adıvar. 2. [sf.] Üzerinde bu elmas bulunan (yüzük vb.):(Sonra kalan pırlanta salkım küpe, annesinin yadigârı da elinden çıktı. -)P. Safa.