1. Çöktürüp oturtmak:(Ve devesini çökertip gözyaşları içinde düşünceye daldı. -)N. F. Kısakürek. 2. Bulunduğu yere yıkmak, çökmesini sağlamak:(Böyle bir bahar taşmasında, bizim kerpiç evi çökertti. -)S. F. Abasıyanık. 3. [mec.] Moral bozmak, dağınıklığa yol açmak:(Boş oturmak, aylak durmak insanı çabuk çökertir. -)H. Taner.